28 Eylül 2009 Pazartesi

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE




Casio masa saatinin alarmıyla gözlerini açtı.


Puffy yorganını kaldırdı.


Hugo Boss pijamalarını çıkarıp


Adidas terliklerini giydi.


WC 'ye uğradıktan sonra banyoya geçti.


Clear şampuan ve


Protex sabunuyla duşunu aldı.


Colgate ile dişlerini fırçaladı.


Rowenta ile saçlarını kuruttu.


Bill's gömleğini ve


Pierre Cardin takımını giydi.


Lipton çayını içti.


Sony televizyonda medya özetlerini ve


flash haberleri izledi.


Citizen kol saatine baktı. Aile fertlerine


'çav' deyip


Hyundai otomobiline bindi.


Blaupunkt radyosunu açarak,


rock müziği buldu. Ağzına bir


Polo şeker attı. Şehrin göbeğindeki


Mega Center 'daki ofisine varınca,


Fujitsu-Siemens bilgisayarını çalıştırdı.


Microsoft Excel'e girdi.


Ofisboy 'dan


Nescafe 'sini istedi. Saat 10.00'a doğru açlığını yatıştırmak için


Grissini yedi. Öglen




Wimpy's Fast Food kafeteryaya gitti. Ayaküstü,


Coca Cola ve hamburgeri mideye indirdi.


Camel sigarasını yakıp


Star gazetesini karıştırdı. Akşamüzeri iş çıkışı


Image Bar' a uğrayıp


JB' sini yudumladı, sonra köşedeki


Shopping Center 'a uğradı. Eşinin sipariş ettiği


Persil Supra deterjan,


Ace çamaşır suyu,


Palmolive şampuan,


Gala tuvalet kağıdı,


Sprite gazoz ve


Johnson kolonyayı alarak kasaya yanaştı.


Bonus kartıyla ödemeyi yaptı. Hafta sonu eşi Münevver'le


Galleria 'ya giden Osman Bey,


Showroom 'ları dolaşıp


Kinetix ayakkabı,


Lee Cooper blue jean satın aldı.




Akşam evde bir gazetenin verdiği


TV Guide 'a göz atan Osman Bey, kanallar arasında


zapping yaparak,


First Class ,


Top Secret ,


Paparazzi gibi programlar izledi. Aynı anda


Outdoor dergisini karıştırdı.


Saat 22.00'ye doğru TRT'de Türk dili üzerine bir panel başladı.


Uykusu gelen Osman Bey, televizyonu kapatıp yatak odasına geçerken,


kendini mutlu hissetti. 'Ne mutlu Türk'üm diyene!' diye gerindi ve uyudu.Hâlâ da uyuyor. Ne zaman uyanacağı da belli değil.